Evlilikte bereket arayışı

Prof. Dr. Serdar Demirel

923265_546716425380676_1449696204_n

Hz. Ebu Hureyre’nin (ra) naklettiği bir hadiste şöyle diyor: “Resûlullah (sas), evlenen bir kimseyi şöyle tebrik ederdi: “Allah sana (evliliği) bereketli kılsın, üzerine bereket indirsin, ikinizin arasını hayırda birleştirsin.” (Ebu Davud: 2/241, hn. 2130; Tirmizi: 3/400, hn. 1091; Müsnedi Ahmed: 2/381, hn. 8943)

Nedenini hiç düşündük mü acaba, Hz. Resûlullah (sas) hayatın kritik aşamalarından birini idrak eden kardeşlerine çok özlü bir duada bulunuyor ve kısacık o cümlede iki kere Allah’tan (c.c) evlenen çiftlere bereket vermesini istiyor. Ümmetine de böyle dua etmesini öğretiyor..

Bereket; artma, ziyade, sürur mânalarına gelir. Hz. İbni Abbas bereketin hayırların tümünde bolluk anlamına geldiğini söyler. Denebilir ki bereket; Allah’ın insanın sahip olduklarını keyfiyet ve kemiyet olarak onun görmediği yollarla artırmasıdır. Bu maddî olduğu gibi mânevî de olabilmektedir.

Bereket; verilen nimetin sâbit ve dâim kılınması, bolluk ve onun devamı anlamına da gelmektedir. Bir şeyin bereketlenmesi ilâhî hayırların onda sâbit hâle gelmesidir. “Mübarek” kelimesi de bereket sözcüğünden türemiştir.

Hz. Peygamber’in (sas) hayatını inceleyenler O’nun hayatı kendisiyle örgülediği merkezî kavramlarının olduğunu görürler. Bunlardan birisi de bereket kavramıdır. O, dua ederken, selam verirken ve alırken, yemek ve içmede, pazara gelen yılın ilk turfanda meyve ve sebzeleri için, ticaretinde hep bereket duasında bulunurdu.

Sadaka verirken bile bereket umut ederdi. Bugün insanlar sadaka verirken mallarının eksileceği endişesi yaşarlar. O ise, sadakayla malın artacağını öğretiyordu ashabına. Matematiksel olarak azaldığı kabul edilen malın bizim görmediğimiz yollarla fiilen artacağını haber veren bir peygamberden bahsediyoruz.

Kur’an-ı Kerim’de bereket ve bereketten türeyen kelimeler 32 kez geçmekle sık tekrarlanan kelimeler arasında yer almaktadır.

“Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bereketler açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik/cezaya çarptırdık. (A’râf: 96)

Bu âyeti celile bereketin beşer hayatındaki bolluğunu Allah’ın rızasıyla, yokluğunu da O’nun hoşnutsuzluğuyla açıklamaktadır. Bu yüzden diyebiliriz ki; insan hayatında bereketi azaltan en büyük etmen günahların yaygınlaşmasıdır.

Modern insan günahı sıradanlaştırdıkça bereket de o kadar hayattan azalmaktadır. Müslüman hayatın şifa bulması için günahlardan uzaklaşıp itaat eksenli bereket arayışına girmek gerekir.

Bereket kökünden gelen “tebâreke” Allah’ın (c.c) sıfatı olarak Kur’an’da yer almaktadır. (Bknz. Furkan: 1-10-61, Zuhruf: 85, Mulk:1, Mu’minun: 14, Gâfir: 64)

el-İsfehânî, tebâreke vasfının Allah’a izâfesi, diğer âyetlerde zikredilen bereketin kaynağının Allah olduğunu vurgulamak içindir, der. (el-Mufredât fî Garîbi’l Kur’ân, s. 44)

Yani bereketin kaynağı Allah Teâla ve Tebâreke’dir. Onu, insan hayatına koyduğu ilâhî bir yasa çerçevesinde bahşeder. İnsan, Allah’a itaatle maddi ve manevi sahip olduklarını çoğaltır. Huzur arayışında olan insan aslında buraya bakmak durumundadır.

Önemli gördüğüm bir hadisle konuyu bitireceğim. Hz. Rasulullah (sas) câhiliye devrinde olduğu üzere bereket isminin insanlara verilmesini yasaklamıştı. Ebu Dâvud’un naklettiği bir rivâyet bunun sebebini şöyle açıklar: “…Zira kişi “Bereket” burada mı?” diye sorar da “Hayır yok!” diye cevap verirler.” (Ebu Dâvud: 4/290 hn. 4960, Müslim: 3/1686 hn. 2138)

Buradan da anlıyoruz ki, bereket insana işaret eden bir isim de olsa, “Bereket burada yoktur” cümlesine dahi tahammül etmemektedir Hz. Peygamber (sas).

Advertisements

Comments are closed.

Up ↑

%d bloggers like this: