ABD’nin lider krizi – Prof. Dr. Serdar Demirel

demirelDünya haber kanalları ABD başkanlık seçimini sabaha kadar sanki seçim kendi ülkelerinde yapılıyor gibi verdiler. Bunu ABD’nin hem muhalifi hem de müttefiki ülkelerde görebilirdiniz. Zira ABD’nin siyasi ve iktisadî seyri bütün dünya ülkelerini yakından ilgilendirmektedir. İpi Trump’ın göğüslemesiyle de bütün dünya Donald Trump’ı konuşmaya başladı..

Durum Türkiye’de de aynıydı. ABD’yi bilen ve bilmeyen gazeteciler sabaha kadar yorumlar yaptılar. Clinton seçilirse Türkiye-ABD ilişkilerinde ABD’nin Irak Şiî yönetimi, PKK ve FETÖ’ye desteği yüzünden ipler iyice gerilecek deniliyordu. Trump ise tam bir muamma…
Clinton’a umut bağlayanlar hüzne boğuldu. Trump kazansın isteyenler de gelecekten tam emin olmamakla beraber Clinton’dan daha kötü olmayacağına inandıkları için bunu iyi bir gelişme olarak gördüler, başta da Rusya.

Devletler uluslararası siyasetlerinde çıkar temelli davranırlar. Bu sebeple bugünün muhalifi yarının müttefiki yahut aksi sıklıkla rastlanan bir realitedir. Dolayısıyla ABD ve Türkiye ilişkilerinde de kartlar yeniden karılabilir.

Seçim sonuçları ABD Müslümanlarını ve siyahları üzdü. Filistin halkı da üzgün. Zira Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağı sözünü vermiş durumda. Bu bir seçim propagandası olarak mı kalır yoksa hayata geçirilmeye mi çalışılır, henüz belli değil.
Bu yüzden HAMAS Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Dünya Müslüman Alimler Birliği himayesinde düzenlenen “11. Uluslararası Kudüs Gençlik Buluşması”na video konferansla bağlanarak Trump’ı uyardı.

“Yeni seçilen Amerika Başkanı Trump’a mesajımız var; siz Kudüs ve Filistin davasını göz ardı edip İsrail’e yeşil ışık yakarak bölgede barışı inşa edeceğinizi düşünüyorsanız, hayal görüyorsunuz. Bu konuda dış ilişkinizi gözden geçirin. İsrail her zaman size yük olacak. İsrail bu tutumuyla dünya barışına engel olacaktır. Barış ancak İsrail’in bölgedeki oyunlarını, tuzaklarını durdurmakla olabilir. Kudüs için yapılan her eylem, program çok önemli… Kudüs en önemli davamız olmaya devam ediyor. Filistin ve Kudüs işgalden kurtuluncaya kadar mücadelemiz devam edecek.”

Küresel bir imparatorluk olan ABD’nin yeni başkanı seçim sürecinde Türkiye’nin hoşuna gidecek sözler söylemiş olsa da İsrail, Rusya ve İran’ın da hoşuna gidecek vaatlerde de bulundu. İhtiyatla yaklaşmak evladır. Obama’nın geride bıraktığı hayâl kırıklığı tekerrür etmesin sonra.
Obama seçildiğinde Müslüman dünya Bush döneminin yıkıcı politikalarının biteceğinden dolayı müthiş umuda kapılmıştı. Biz, o dönem yazılarımızda Obama’nın aslında çaresiz, derisi siyah zihin kodları beyaz birisi olduğunu, azınlık psikolojisiyle kendisini efendilere karşı isbat sadedinde davranacağını ve bu yüzden de hep taviz vereceğini söylemiştik.
Bazı okurlar, isminde “Hüseyin” olan birisini eleştirdiğimiz için bizi eleştirmişlerdi. Ama dağ fare doğurdu, Obama silik bir başkan olarak, lider demiyorum çünkü lider olamadı, tarihteki yerini aldı. Sadece dış politikada başarısız olmadı, iç politikada da başarısız olduğu için seçmen yönünü Trump’a çevirdi.

Trump’ın zaferi, büyük bir imparatorluğun duraklama dönemine girdiğini gösteriyor. İkinci Bush dönemindeki yanlış politikaların sonucu olarak Obama gâyet pasif bir siyaset izledi. Gelinen noktada ABD’nin kafası karışık, biraz korkuya kapılmış havası veriyor. Trump döneminde ise ne yapacağını kestirmek zor.

Süper güç güçlü lider çıkartamıyor. Lider krizi ise yaşanılan duraklama dönemini en iyi anlatan göstergelerden. Koca imaparotluk Trump ve Clinton parantezlerine sıkıştı ve sonunda Trump’ta karar kıldı. Şimdi tüm dünya bekle-gör politikası izliyor. Bence olumlu yorumlara itibar etmek yerine tedbirler almaya öncelik vermek gerek.

 

Advertisements

Comments are closed.

Up ↑

%d bloggers like this: