MAUSOLEUM OF ABU AYYUB AL-ANSARI (D. 54H)

dsc03827_8_9_tonemapped

Abu Ayyub al-Ansari (may Allah have mercy on him), a prominent companion of the Prophet (peace and blessings be upon him), was present during the first battles for Constantinople. He had fallen severely ill during those battles and personally requested his companions that after his passing away they are to penetrate deep into enemy territory and bury him near the walls of the fort of Constantinople. His companions than buried him as requested.

Ibn Asakir (d. 571H) in his book “Tariqh Dimashq” narrates the events surrounding the death of Abu Ayyub al-Ansari where he also than mentions the details of the mausoleum that was built over the grave, quoting from the salaf, that he:

أبا أيوب الأنصاري وهو خالد بن زيد غزا بلاد الروم فمات بالقسطنطينية فقبر مع سور المدينة وبني عليه
………died in Constantinople and his grave is at the walls of the city and built upon.

and further quotes that :

قال فبنوا عليه قبة بيضاء وأسرجوا عليه قنديلا قال أبو سعيد وأنا دخلت عليه القبة في سنة مائة ورأيت قنديلها فعرفنا أنه لم يزل يسرج حتى نزلنا بهم
built upon (his grave) is a white dome and a lamp is lit over it (i.e., the grave). Abu Said said he visited the dome in year 100H and saw the lamp still hanging …

and in another narration (which is also recorded in al Khatib al Baghdadi’s “Tariqh Baghdad”) quotes:

قال الوليد هذا قبر أبي أيوب الأنصاري صاحب النبي (صلى الله عليه وسلم) فأتيت تلك البنية فرأيت قبره في تلك البنية وعليه قنديل معلق بسلسلة
Al Walid saying that he came to the structure and saw the grave with a lamp hanging in chains over it.

SONY DSC
His grave was a infact a famous place of visitation and tawassul. Imam al-Hakim in his “Mustadarak”, Ibn al-Jawzi in “Sifat al Safwa”, Ibn Asakir in “Tariqh Dimashq” and others quote al-Waqidi (d. 204H) saying:

محمد بن عمر قال وتوفي أبو أيوب عام غزا يزيد بن معاوية القسطنطينية في خلافة أبيه معاوية بن أبي سفيان سنة اثنتين وخمسين وصلى عليه يزيد بن معاوية وقبره بأصل حصن القسطنطينية بأرض الروم فلقد بلغني أن الروم يتعاهدون قبره ويرمونه ويستسقون به إذا قحطوا
“………It has reached us that the Eastern Romans visit his grave and seek rain through his intercession when they suffer from droughts.”

Ibn ‘Abd-ul-Barr (d. 463H) in “al-Istiab” narrates a similar saying from Imam Malik :

الَ ابْن القاسم، عَنْ مالك: بلغني عَنْ قبر أبي أيوب أن الروم يستصحون به ويستسقون

http://shamela.ws/browse.php/book-12288/page-1590

And recorded by Ibn ‘Abd-ul-Barr in the same book “al-Istiab” is another report [also narrated in Ibn al-Jawzi’s “Sifat al Safwa”; Abu Nu’aym’s Hilya al-Awliya’; al-Dhahabi’s Mizan and Siyar]:

قَالَ مجاهد: كانوا إذا أمحلوا كشفوا عَنْ قبره فمطروا
Mujahid said: “People would uncover the space above his grave and it would rain.”

From all of this we see the following:

  • The mausoleum of the companion Abu Ayyub al-Ansari (RA) was constructed at the time of the salaf.
  • The mausoleum was not labelled as idolatry or “shirki temple” or “shiasm” and destroyed as the 18th century Wahhabi religion preaches.
  • Tawassul was sought from the time of salaf and proves tawassul by the grave was an established practice in Islam, and this practice continues to be followed by Muslims till today.
  • Non-Muslims also sought tawassul and none of the Muslims objected to that nor labelled that as perennialism and mixing of religions, as the Wahhabiyya would like to portray. The Muslims instead mentioned it in praise of Abu Ayyub al-Ansari (may Allah have mercy on him).

source: Link

Charlie Hebdo saldırısı siyonist projesidir

Cübbeli Ahmet Hoca

Karikatür dergisine yapılan saldırıyı Müslümanların yaptığını düşünmüyorum. Arkasında mutlaka Siyonist lobi vardır. Bu saldırı Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanan Fransa ve Avrupa devletlerine bir uyarıydı.

Ak­lı ba­şın­da Müs­lü­man­lar rast­ge­le bir yer­le­ri ta­ra­maz. Çün­kü ora­da Ah­met adın­da bir po­lis de öl­dü. Ölen­ler ara­sın­da bir Müs­lü­man da­ha var. Ya­ni sal­dı­rı­da iki ta­ne de Müs­lü­man öl­dü. Si­na­gog ka­pı­la­rı­na bom­ba koy­du­lar, İs­tan­bu­l’­da İn­gi­liz ban­ka­sı­na sal­dır­dı­lar. Ben bun­la­rın ca­iz ol­ma­dı­ğı­nı de­fa­at­le be­yan et­tim. Bi­ri­ni öl­dür­me hak­kı için ya kı­sa­sa kı­sas bir nef­si öl­dür­müş ola­cak ya da yer­yü­zün­de fe­sat çı­kart­mış ola­cak. “Pe­ki, bu der­gi­nin yap­tık­la­rı fe­sat de­ğil mi?” Der­gi­nin yap­tık­la­rı fe­sat ama bu ko­nu­da dev­let­ler me­sul­dür. Ya­ni gi­dip de fert­ler uy­gu­la­ya­maz.

İs­la­m’­a gö­re hiç­bir ce­za­yı fert uy­gu­la­ya­maz. Ra­su­lul­lah (Sal­lal­la­hu Aley­hi ve Sel­lem) za­ma­nın­da bir adam git­se “Ba­ba­mı öl­dür­dü di­ye kı­sas ya­pı­yo­rum.” de­se öl­dü­re­mez­di. Ni­ye? Çün­kü ge­lip Ra­su­lul­la­h’­a arz et­me­si la­zım. Dev­let Baş­ka­nı kim ise ona.

“A­ma şim­di şe­ri­at dev­le­ti yok. Fran­sa şe­ri­at dev­le­ti de­ğil.” Şe­ri­at dev­le­ti yok­sa sen or­da hük­mü tek ba­şı­na in­faz ede­mez­sin. İn­faz et­tin de ne ol­du şim­di? 2 ta­ne de Müs­lü­man git­ti. Suç­suz bir ki­şi­nin öl­me­si Al­lah in­din­de bü­tün dün­ya­nın yok ol­ma­sın­dan da­ha bü­yük bir mu­si­bet­tir. Bü­tün dün­ya şu­an­da bat­sa, 7 mil­yar in­san öl­se git­se, bu Al­lah in­din­de da­ha ha­fif­tir. Ni­ye? Suç­suz bir Müs­lü­ma­nın öl­dü­rül­me­sin­den do­la­yı. Çay­cı­nın, çor­ba­cı­nın, po­li­sin, gü­ven­lik gö­rev­li­si­nin ne su­çu var?! Hiç suçu olmayan in­san­la­ra ta­ar­ruz et­miş olu­yor­lar.

Bi­rin­ci­si bu ko­nu­dur.

AR­KA­SIN­DA YA­HU­Dİ VAR

İkin­ci­si bu sal­dı­rı­yı Müs­lü­man­la­rın yap­tı­ğı­na da­ir de ben ka­na­at için­de de­ği­lim. Bu­nu kâ­fir­ler yap­tır­mak­ta­dır. Bu işin ar­ka­sın­da mut­la­ka Ya­hu­di var­dır.

Fran­sa Fi­lis­ti­n’­i dev­let ola­rak ta­nı­ma­ya he­ves­len­di, bu ger­çek­leş­me­sin di­ye ora­da böy­le bir olay çı­kar­dı­lar. Vak­ti­ni, sa­ati­ni, gü­nü­nü ayar­lı­yor­lar.

Hep­si saç­ma saç­ma iş­ler. 4 ta­ne yaş­lı he­rif ya­zı­la­rı­nı ka­ri­ka­tür­le­ri­ni in­ter­net­ten gön­de­ri­yor­lar­mış.  O gün on­la­rı il­la da­vet edi­yor­lar. “Ö­zel top­lan­tı­mız var ge­lin ki öl­dü­rü­le­cek­si­niz!” di­ye. Her haf­ta pa­zar­te­si ya­pı­lan top­lan­tı­yı çar­şam­ba­ya alı­yor­lar. Bu adam­lar her haf­ta pa­zar­te­si top­lan­tı ol­du­ğu­nu di­ye­lim ki öğ­ren­di­ler. O haf­ta çar­şam­ba­ya alın­dı­ğı­nı ne za­man, na­sıl öğ­ren­di­ler pe­ki? De­ği­şik­li­ği ne­re­den öğ­ren­di­ler bu ge­len­ler? On­dan son­ra el­le koy­muş gi­bi kim­lik­le­ri­ni unu­tu­yor­lar. 11 Ey­lü­l’­de de ay­nı şey. Yan­gın­dan do­la­yı ko­ca çe­lik­ler eri­yor, gök­de­len­ler eri­yor, ini­yor aşa­ğı. Di­bin­de pa­sa­port yan­ma­mış bu­lu­nu­yor. Bu­ra­da he­rif o ka­dar kat­li­am­dan son­ra aşa­ğı­da ayak­ka­bı­sı­nı bi­le unut­mu­yor, dö­nü­yor alı­yor. Ra­hat ra­hat ha­re­ket edi­yor. Ama kim­li­ği­ni de içe­ri­de unu­tu­yor! Ya­ni bak­tı­ğı­nız za­man bir­çok saç­ma­lık, asıl­sız­lık var.

AV­RU­PA­’YA Fİ­LİS­TİN UYA­RI­SI

Bu­ra­dan an­la­şı­lı­yor ki bu Müs­lü­man­la­ra mal edil­mek için, Av­ru­pa­’da­ki Müs­lü­man­la­rı zor du­ru­ma sok­mak için, Fran­sa ve Av­ru­pa dev­let­le­ri­ne Fi­lis­ti­n’­i ta­nı­ma­ma­la­rı için uya­rı yap­mak için ve Müs­lü­man­la­rı te­rö­rist gös­ter­mek için ayar­lan­mış, plan­lan­mış, kur­gu­lan­mış bir gâ­vur işi­dir. Bir Ya­hu­di, Si­yo­nist pro­je­si­dir. Ha­di Ya­hu­di de­me­ye­lim, Ya­hu­di bir ırk­tır.

Her­ke­si suç­la­ma­ya­lım. Bu bir Si­yo­nist pro­je­si­dir.

“Pe­ki bu­nu ya­pan­lar İs­lam adı­na yap­tı­lar ise uy­gun mu­dur?” El­bet­te uy­gun de­ğil­dir. Rast­ge­le ateş­le sen önü­ne ge­le­ne sal­dı­rı­yor­sun, suç­lu suç­suz hiç­bir şey bel­li de­ğil. Mah­ke­me ya­pıl­ma­mış. Şe­ri­at bir hü­küm ver­me­miş hak­la­rın­da. Han­gi­si ne yap­mış? Hiç­bir şey bel­li de­ğil.

İS­LA­M’­IN ÖĞ­RE­Tİ­LE­RİY­LE ZIT

Ora­da ölü sa­yı­sı 17 ki­şi­ye ka­dar çık­tı. Şe­ri­atın fet­va­sı­nı si­ze söy­le­ye­yim. Bir ge­mi­de bin ki­şi ol­sa. 999’u­nun şe­ri­ata gö­re ida­mı va­cip ol­sa. Bir ta­ne de ma­sum ol­sa. O suç­lu olan 999 ki­şi ge­mi ba­tı­rı­la­rak in­faz edi­le­mez.  Ni­çin? Bir ta­ne ma­su­mum ko­run­ma­sı için. Hal böy­le olun­ca sen suç­lu suç­suz bel­li de­ğil, rast­ge­le ta­ra. Kim ge­lir­se al bir de se­nin ka­fa­na.

Yer­de ya­tan, aman di­le­ye­nin ka­fa­sı­na sık­mak sa­vaş­ta bi­le yok.

Meş­ru sa­vaş­ta bi­le İs­la­m’­ın “Ya­ra­lı­la­ra do­kun­ma­yın, ke­nar­da du­ra­na do­kun­ma­yın.” di­ye ya­sak et­ti­ği ku­ral­lar var. İs­la­m’­ın öğ­re­ti­le­riy­le ta­ban ta­ba­na zıt olan bir iş­tir. Ama ar­ka­sın­da mut­la­ka Si­yo­nist lo­bi var­dır.

Bu özel­lik­le yap­tı­rıl­mış, Müs­lü­man­la­rın ba­şı­na be­la edil­miş­tir. Al­lah şer­le­rin­den mu­ha­fa­za ey­le­sin, âmin.

iÇKi YÜZÜNDEN NAMAZI TERKEDENLERiN AZABI

Allâh-u Te‛âlâ: “Şeytan, içki ve kumar sebebiyle ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide Sûresi:91) buyurarak, mümin kullarını namaza mani olacak içki gibi haramları bırakma hususunda uyarmıştır.

Abdullâh ibni ‛Amr (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Sarhoş olduğu için bir kere namazı terkeden kimse, sanki bütün dünya ve üzerindekiler kendisine aitken elinden alınmış gibi (felakete maruz kalmış biri)dir.

VÜCUTLARINDAN AKAN KAN VE İRİN

Her kim sarhoşluk nedeniyle dört kere namazı terkederse, o kimseyi Tıynetü’l-habâl’den içirmesi Allâh-u Te‛âlâ üzerine bir hak olur.”

Bunun üzerine: “Yâ Rasûlellâh! Tıynetü’l-habâl nedir?” denilince Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Cehennem ehlinin usâresi (yanmaktan dolayı vücutlarından akan kan ve irin)dir.” buyurdu. (Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:6671, 2/593; Hâkim, el-Müstedrek, no:7233, 4/162; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, no:17338, 8/499)

‘YİRMİ BEŞ SENE SAHRALARDA DOLAŞTIM’

Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) buyurdu ki: “Yirmi beş sene sahralarda dolaşıp, yerden biten otları yemeden, derelerdeki sulardan içmeden ve bir kere içince, bir yıl veya daha çok müddet susuz durarak ağır riyazatlar yapmadan, insanlar içinde oturup, onları irşâda başlamadım. Ben sahralarda

dolaşırken ‘Kün (ol)’ sözü ile istediğime erişme makamı bana

ihsan olundu. Ondan sonra çok yiyecek maddeleri buldum, artık istediğimi yemeye başladım.

Dağdan bir parça koparınca elimde helva olurdu ve yerdim. Kuma tuzlu su dökerdim, tatlı su

olurdu içerdim. Sonra Allâh-u Te‘âlâ’ya karşı edebi gözeterek

bunları terk ettim.”

source: link

Up ↑